Sayfalar

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Merhaba İnce fidan
Merhaba dememize kaldı
Uzak bilmezlikler
Nasıl şimdi.
Kimse soruyor mu bizleri ki
Sana umutlar aldık
Bilmediğin kadar umutlar
Bir de zorluklar
Bıraktın bize 
Üstesinden gelemediğimiz zorluklar

19 Şubat 2011 Cumartesi

ESKİLERDEN

"Bana bakıp bakıp acıma öyle
Ben eski ben değilim
Geziyorsam Rize'nin sokaklarında
Boynu bükük ve sürtük
Sanma seni sevdiğimden değil
O benim itliğimdir
derken aklıma mektupların geldi
Mektuplarını tek tekçi Hüsamettin'e satıp
Bir tek Şarabını içtim
Zaten seni sevemezdim ki
Sana kolye alacak param bile yoktu"
Dedi ve sigaralığından iki nefes çekti

21 Aralık 2010 Salı

Şimdi öyle yorgunumki
Sana anlatacaklarımdan yorgun
Ama bir bilsen anlatamadıklarımı
Şimdi Öyle suskunum.
Kendimi affetmek istiyorum
Ya olmaz falan
Ama pişmanlık yasasından yaralanmak
Kendimi affetmek istiyorum
Yapamadıklarımdan
Anlatamadıklarımdan
İnandıramadıklarımdan yorgunum
Ardımda bir ot yığını
Güneşte kavrulmuş gibi
Kime söylesem bilmem ki
Konuşamadıklarımı Güneşe mi kime
Hepsi kral hepsi düzmece
Çok ince menfaatleri mi
Yoksa çok inceliklerimi anlatsam
Yorgunum şimdi.
Başımda telaş
Önünde kayalıklar
Aşamadıklarımı yaşıyorum
Yorgunum şimdi çok yorgun
Bir çocuğun çığlığına bile sallanmam
Bin ker yorgunum
Kime ne deyim
Geri kalmışlıklara yanmam Yanamam
Bir fırtına olsaydım şimdi
Yüksek yerlerden esen.
Islık çaldırırdım koca çınarları
Yorgunum çok yorgunum

5 Ekim 2010 Salı

Bak Bir Varmış Bir Yokmuş

Bir varmışlar bir de yokmuşlar. Yokmuşları kurcalamaya gerek yok. Onlar zaten yok. İşte sorun buradan başlıyor. Varmışlar var olduklarını bilemediğinden.Var olduklarını bilebilen varmışların uğraşları var olduklarını anımsatmaktan ileriye gidemiyor.
Olaya bu noktadan yaklaşırsak sorunlardan uzaklaşmış oluruz. Çok güzel şeyler olacak. Olacak da, olası mı acaba. Olacak olan olacaktan geriye gidiyor. Olacaktan ileriye gidemeyen olacak olmayacak olacaktır. Olacak olanın olacak kalması olmayacaka çok yakın düşer.
Şimdi olayın özüne inersek kabuğunu es geçmiş oluruz. Öz ile olay arasındaki kabuk her şeyi anlatıyor aslında. Neden derseniz özü örten kabuktur. Kabuğu geçersek öze olayın rengini anlamak daha kolay olacak. Olayın rengi aslında ap açık fakat yokmuşlar renk körü varmışlar bakar kör olursa, olayın rengi çok değişken olur. Bir bakmışın çok ergen bir bakmışsın oraya kondu, bir de bakmışsın bakamamış sın. Bakanlar asıl olanlar değil. Basındaki şapka daha iyi bakmış. Bakanlar açılır baştaki bakan görür.
Neyse es deli poyraz es. Hani dünyanın yedi hali var derler ya hah!!! İnanma!!
dünyanın iki hali var. Gece ve gündüz. Gerisi yağmurlu günler.

27 Aralık 2008 Cumartesi

Ufuklar gün batarken ve gün doğarken güzeldir.

6 Ağustos 2008 Çarşamba

BİZİMLE

Yorgunum olana bitene. Şimdi kan ağlar gözlerim. Geçmişte katılmışlıkları yaşarım. Hayırsız günlere muhtaç. Yağmur bile daha güzeldi. Bir başkaydı seninle Salına salına düşerdi damlalar. Nedir neydi yapamadığımız. Kimleri sevemedik. Kimlere idi kinimiz. Kimi daha çok Kimi daha gönülden sevmiştik ki Neydi suçlu olanın Kime inattı sevdalarımız Boğazımıza kadar sevgiye batmışız. Çıkmazlarda olan biten her şey. Neydi Doludan artakalan denizin kudur musluğu Sevemediğimiz anlamsızlıkların kırıntıları Bize inat gecelere salmışız. Kurulu saat gibi Çal vaktin de çal delice.

10 Haziran 2008 Salı

KEDİCİK


Demek gidiyorsun kedicik.
Olsun be! Biz alışığız be kedicik.
Neleri gönderdik böyle!!.
Ardından el salladık nicelerinin
Kim bilir neler daha gidecek.
Salına salına mağrur mağrur.
Ama ağır olacak be kedicik.
Sensizlik sessizlik gibi sanırım.
Kim bilir ne kadar üzüleceğiz
Kim bilir ki
Yokluğunu yaşayan yok ki bilsin

Ağır olacak ağır be Kedicik।

8 Şubat 2008 Cuma

YAŞAYAN ÖLÜ


Bir ölü gelecek evine yazık
Gözlerinde yarım kalmış arzular
Dalıp hayaline hatıraların
Çalacak kapını sabaha kadar

Duyunca kapının çalındığını

Korkulu gözlerle dışarı bakma
Bütün odaların yak ışığını
Bir benim kaldığım odayı yakma

OLANDIR BU SEVDAMIZ


Ben seni unuttum sanmışım
Yanmışım be gülüm yanlışım
Hayatımda ki hata
Kalbimde sakat aşkmışsın

Badem çiçeği gibi erkenmiş
Güzelliklerin severkenmiş meğer
Eskidi kurudu dalında
Yanında yanı başında.

Geçmiş günlere yan
Pişmanlıklarına yaşayamadıklarına
Sana veda edişlerime
Söz verişlerine

Kapını kapa her nene sevdalara
Küllerinde sevgimizi ara
Bulduklarınla avun şimdi
Bir mum yak benim içinde

8 Ocak 2008 Salı

YARIM KALMAK



Bir iki sözcüktür
Dudakları arasında
Kalmak yarın
Yar olamak var ya
Sevgilerin ucundadır
Mutlaka paylaşılandır
Payına düşeni almak değildir
Hayattan.
Görmektir güzellikleri
Güzel olanı bilmektir.
Yarı sevmek yarını düşünmemektir.
Bir çiçekle Anlatmaktır sevdayı
Sevdalıları bilmektir.
Sevda suyundan geçmek

14 Aralık 2007 Cuma

@BİLEMEMEK@


Bilememektir bir olmazların
Kaybedilmişlerin yokluğunu
Sancılı gün gibidir gidişin
Sanma gözlerim nemlenmez
Kime bezerse benzesin
Gidişinin yağmurlu gününün akşamındayım
Denizin üstünde güneş
Yakıyor kıyıları
Dalgaları yıkıyor
Deniz günün yorgunluğunda
Çarşaf gibi sere serpe.
Gel de gör gidişini
Arkandan Allahlına kitabına
Söylenişlerimi.
Patlamış silah gibi ortalığı yıkışımı
Bende kalanları da
Götüremediklerini de götür
Eskiciye verir
Eski bir aşk dersin.

ŞİMDİLERDE


Ağaçlara inattır yeşermelerim
Kuruyacak biliyorum
Yaprak yaprak
Tomurcuk tomurcuk
Sona erdiğini bil ipte bir şeylerin
Uzatmanın anlamı ne
İnsanlar ne bilirler
Bilmediklerinden başka
Nidalar
Ajiteler
Serenatlar
Heybe koçum
Git gidebildiğin yere kadar
Sat kendini pahalıya
Kim yer
Seni senin gibi bilsinler
Kim olduğunu
Kim olmak istediğini
Değil.

15 Kasım 2007 Perşembe

KOÇYÜREK'E MEKTUP


Bak biz hala sana
Hala anılara
Hala anlayamadıklarımıza
Ve pişmanlıklarımıza kahırlıyız
Seni bilemedik be Koçyürek
Senin yokluğunu bilmiyorduk ya
Sensiz çil yavrusu.
Alıcı kuş görmüş
Güvercin sürüsü
Güneş görmüş kar gibi
Eriyeceğimizi mi biliyorduk.
Ne erkendi be Koçyürek
Tayın isteyecektik.
Gebze'ye gidecektik.
Hani şenlikler
Hani kurduğun dernekle...
Neler be neler
Hepsi boş
Fevziye'yi ne kadar severmişsin meğer.
Hiçbir kuvvet ayıramadı sizi.
İnanıyorum
sen her şeyi biliyordun
Bizden intikam alırcasına
Bize kendini yasakladın.
Biliyorum
Seni bu kadar sevdiğimizi,
Ve böyle özleyeceğimizi biliyordun.
Öğrencilerini gördüm yolda.
Senden sormasınlar diye
Yolumu değiştirdim inan
Şimdi dünya yine aynı
Güneş yine aynı yerinde.
Ya çok şeyler değişmez miydi?
Bu kadar kolay mı ya
Tuncer yok çünkü.
Dünya nasıl aynı kalırdı.
Ya Koçyürek
Senin bu yaptığın iş mi be?
Ne derim Şimdi Saniş'e
Havva Anneyi görünce
Nerelere giderim.
Ya Ulaş bırakılır mıydı o yaşta
Yakıştı mı Koçyürek
Beğendin mi yaptığını.
Anlatsaydın bize sensizliğini
Alıştırsaydın bizi be

4 Kasım 2007 Pazar

AYILMAK


Ayrılık zamanları hep aynıdır
Akşamdır saatler.
Hep bitmiş yaşanır.
Eksik kalanlar anımsanır
Çıkagelmekse hep bir sabahtır
Başlangıcıdır bir  şeylerin
Günü yaşar gönüller.
Günü gün eder sevdalar
Sevdalılar.
Her zaman aynı şarkı.
"Sen damarımda kanımsın"
Hadi oradan şıpsevdilere
Yer yok aynı zamanlara
Ayrılıkları kış kışlarız.
Yapmacık yapmacık her şey....

18 Ekim 2007 Perşembe

MİÇO YILDIRIM


Yitirdiklerimi yitirdim
Aynalarda kaldılar
Ağlar aynada siyah saçlarım
Önce dişlerim vurdu sırtımdan
Sonra saçlarım.
Ardından tek tek ölen arkadaşlarım
Terk edip gittiklerini hissettiğim
Arkadaşlarım.

15 Ekim 2007 Pazartesi

HAYTA


Bendim o ben
18 inde devrim çığlıkları atan
Ele avuca sıhmayan
Ateş parçası gibi
Düştüğü yeri yakan
Bela yağdıran göklerden
Korkulu rüyasıydım annemin
Uyumazdı sabahlara dek
Ayak sesimi dinlerdi
Ta ki ben eve gelince
Dinerdi sancıları

14 Ekim 2007 Pazar

SÖZKONUSU VATANSA


Vatanımı öyle sevmişim ki
Gülüm
Sendende fazla
Kınalı ellerinden
Sarı saçlarından
Gamzelerinden de çok
Bilemesisin ne çok
Belki sabahın ilk ışığından
İlk yağan karın sevincinden
Çok çok nenden çok
Onun içindir ezilmişliğim be gülüm

13 Eylül 2007 Perşembe

SON MOHİKAN


Beyaz adam geldiğin de
Onun elinde kutsal kitap
Bizim elimizde topraklarımız vardı.
Şimdi ise bizim elimizde kutsal kitap
Beyaz adamın elinde bizim topraklarımız var.

Büyük Reis
Öfkeli Bizon

12 Eylül 2007 Çarşamba

UNUTTUM


Gidişini hatırladım şimdi
Kahroldum sandın ya hani
Senden sora dünya dönmez
Güneş doğmazmış
Dönüyor be gülüm yanılmışsın.
Peşinden perişanlıkları
Sarhoşlukları
Uykusuzlukları aldın götürdün.
Nisan yağmuru gibi.
Bütün çirkinlikler gitti seninle
Kuru bir dala son meyvesi gibi
Issız ve öksüz sandın ya.
Gülerim inan
Hatırladım ya gidişini
Adın neydi unuttum be gülüm.

OLMUYOR





Olmuyor gülüm olmuyor
Senle çok zor
Sensiz hiç olmuyor
Duygularım fazla mesaide
Mantık senelik izne çıkmış
Gurur freni balata sıyırmış
Kanat takmış aklım