29 Aralık 2011 Perşembe

HEIDIII SANA GELİYORUM (:


  Zaman….
  Zaman dediğimiz şey dakikaların hatta saliselerin toplamıysa eğer sadece,daha öğrenecek çok şeyimiz var .Bu günlerde sadece öyle yaşadığımı farkettim çünkü,böyle değildim ben,hayrola?.

  Zaman geçiyor,sadece yaşamış olmak için yaşıyorum sanki.Sadece bakmış olmak için bakıyorum etrafıma,benim de gözlerim var ve hala görüyorum diyebilmek için…Ama bir SANİYE! Gerçekten görebiliyor muyum baktığım şeyleri? mesela ben de buradayım bak diyen o bütün güzellikleri ,bütün heyecanları  ? belki de kalp ritmimi daha da hızlandıracak şu tekdüze günlerde,tam da ihtiyacım olan şey,bir  büyük kağıt helva gibi….

  Aslında alıp başı gitmek gerek arada bir ,şöyle en  huzurlu olunan yerlere,yada bilmeden nerede huzur bulacağını ama gitmek ,kocaman bir merak ve beraberinde ümitle. .Ben de bunu istiyorum,cep telefonum olmasın ve bilgisayar da olmasın hatta mümkünse tuşlu hiçbirşey görmek istemiyorum yanımda.Sadece biricik o çok sevdiğim kendim,renkli kalemlerim ve birkaç deste kağıt …en güzel kitap cümlelerimi kendime defalarca tekrarlamak ve sonra da uzun uzun düşünmek,hatta ne kadar sorunum varsa hepsine ayrı ayrı  süslü püslü çözümler bulup ait olmadığım,ama yaşamak zorunda olduğum yere geri dönmek istiyorum.Geri döndüğümde herşeyin daha güzel olacağını billyorsam  ,orası benim için huzurdur ,işte o zaman orası benim ait olduğum yerdir ve hep hayal etmişimdir bir yelkenlim olsaaaaa,ah bir olsa neler yaparız biz birlikte (:
Beynimin içinde öyle pek de tilki dolanmaz,yaşam alanı değildir çünkü,pek  kan kokusu yok iyi biliyorum,daha çok ötücü kuşlar  besliyorum,bana ahaplık ederler çok iyiliklerini,aynı zamanda da saçmalayışlarını  gördüm.Ben ne zaman sussam onlar konuştu kendi dillerince ve onlardan ne zaman fikir istesem  genelde hep sustular ama artık gitsinler,gitsinler çünkü  misafir etmek istediğim şey,hepsinden güzel,görkemli ve gerektiğinde ses çıkarır,bütün gün dinleyebilirim hiç sıkılmadan,belki de huzur orada (: o seste.Tanımlamakta zorlanıyorum,belki de hala arayış içindeyim ama birçoğumuzun ortak noktası,ne istediğimizi bilmek,ama almak için ne yapacağımızı bilememek…olsun,ben diyorum ki kuru fasulye ille de sucuklu olacak diye bir kaide yok..Biz yapmaya başlayalım,elbet bir gün herşey tamamlanır,her şey olması gereken yerde olur .Tasvirlerin lezzetine aldananlar hemen başlayabilirler tabii,vakit nakittir .Ben de arayıp sormaya devam edeyim,bakmam gereken çok yer,görmem gereken çok hal var sanırım daha,öyle olmasa çoktan bendeydi o "huzur".Bu böyle gitmez tabi,gelecekte beni arayan şirinler köyü'nde bulabilir ,sosyalizmin nimetlerinden faydalanırım ben de eğer varsa .Ya da Heidi'nin kulübesine taşınabilirim,benim için bazalı bir yatağı vardır herhalde…O da bencilse öldürün beni,animasyon ve çizgifilmler beynini ele geçirdi,uzaylı oldu da öldü desinler.Bütün dünya davetlidir,iyi seyirler…

 Dipnot : Uzaklarda aramıyorum şu sıra,en küçük noktadan başladım kendime… sınavlarımdan kalan şu bikaç günlük arada istedğim kitapları saat kaygısı yaşamadan okuyabilmek özgürlüğü benim için paha biçilemez.Evet bu çok ufacık bir şey belki ama benim için jüpiter ve uranüs'ün tapusunun üzerime olması gibi bir şey ve  ikincil olarak evet artık ben de gitmek istiyorum kimsenin beni tanımadığı bir yere ,acaba mümkün mü? Neyse görüşmekler üzeresine (:


22 Aralık 2011 Perşembe

TARİHİMİN TEKERRÜRÜ-TEKERRÜRÜ TARİHİMİN


Bir radyo kanalı,tek bir şarkı…biter,tekrar başlar,biter tekrar başlar...

Yok artık….Bu gerçekten çok sıkıcı,insanın sürekli kendini tekrar etmesi.Aslında çevrenin tekrar etmesi,hep aynı insanlardan aynı şikayetler,aynı  sitemler,aynı oyunlar,aynı kurallar…Bütün bunlar Balkanlar gibi uzaklardan gelmez,yakındadırlar ve sizleri de soğuk hava dalgası gibi etkileri  altına alırlar.Ben biliyorum bu düzenin adını işte ''sıradanlaşmak'' .Ben de piyonu oldum derim bu düzenin bazen, öyle ya satranç tahtasında o kadar çok kare var ki uç bucak belli değil.E hal böyle olunca ortada çok piyon var,ama şahtan öyle çok yok.O yine bir tane,hep  lider.Halihazırda hastalıklarımdan ( yani bazı alışkanlıklarımı öyle nitelendiririm ben ) kurtulma çabası içindeyim,şahın yanında,tahtanın üzerinde yepyeni bir karakter daha oluşturulabilirim aslında adı yok henüz ama olsun. Hadi başlayalım ozaman,neden daha güçlü birileri olmasın ki ? Güçlü ve Farklı…

Sadece bu mu? tabii ki hayır daha neler neler…Hep şikayet ettiğim yanım bir parça takıntılı olmamdı..birinde,bir şeyde,bir yerde…Alışkanlık haline getirmek bazen,hem de en gereksiz şeyleri.Halbu ki sadece 'şey'dir onlar,her ne ise….Başladım artık köreltmeye bunu ve mutluyum da,hayatın beklemediğini,geçen her bir  dakikanın ne kadar da değerli olduğunu artık çok iyi biliyorum .Anlamam uzun sürdü ama bazen herşey, sadece öyle olması gerektiği için olurmuş ya.... Kısacası sizlere tek tavsiyem, yol ayrımlarında uzun uzun düşünmeyiniz lütfen..insan ne kadar çok düşünürse bazen o kadar çok hata yapabiliyor çünkü.Kumbaranızda biriktirdiğiniz umutlarınız,hayalleriniz  için bir an önce harekete geçin,yoksa başkaları kırıp dağıttığında,yerle bir ettiğinde , kolunuz size mendil olur, sonra da birlikte uzun geceler geçirirsiniz veeee  sayın okuyucular !! neredeyse unutuyordum mor gözleri,onlar da size eşlik eder elbette…
Ahhh sıradanlaşmak bir de, evet en büyük korkum benim.Neden herkesten bir farkı olmasın ki kişinin,neden farklı bakmasın herşeye, farklı gülmesin,farklı düşünmesin ? Etrafınıza bir bakın herşey  birbirinin ikizidir hem de tek yumurta (: herkes aynı giyinir,aynı düşünür,aynı sever,aynı bakar,aynı gider…ve  kalanın kaderi de hep aynıdır,o sadece bekler….hep bekler.İşte bu yüzden diyorum ki,bekleyen taraf olmayın ( eğer emin değilseniz) çünkü zaman beklemez,hiç tutabileniniz var mı yelkovanla akrebi?

14 Aralık 2011 Çarşamba

UNUTULUR MU AMA



Because of you….because of you…because of youuuu ( senin yüzünden)
Üst üste 5.kez dinliyorum bu şarkıyı şimdi ,daha da fazla olmadan keselim mi napalım?
Yaklaşık  yarım saat ilkokul hallerimi düşündüm,bu  aralar sıkça yaşadığım bi durum,bir geçmişe dönebilme özlemi…Az önce en yakın dostlarımla da paylaştım ,(ilkokul arkadaşlarım,ki hala en yakınlarımdır kendieri)  ilkokulda şöyleydik böyleydik anlattım da anlattım.Onlar da eklediler o zamanlardaki hallerimizden seçmeleri ,gülüştük…Ne günlerdi ama.. Biz gerçekten farklıydık,en azından bakıyorum  da o yıllardan bu yıllara en doğru taşıyabildiğim şey dostluklarım galiba.Onlar hariç herşey şekil değiştirmiş,herşey başkalaşmış.Zaman,üzerlerine çok fazla dökülmüş ,bazı şeylerin rengi gitmiş, gri bile değiller (:
Değiştik işte..aynı  düşünmüyoruz,aynı konuşmuyoruz…Zamana ayak uydurmak istemek mi yoksa sadece zorunluluk mu çözemedim henüz,ama bir tek şeyden eminim;karakterlerimiz aynı,hala aynı şeyleri ayıplayıp,aynı şeyleri seviyoruz mesela..Bazen  insan önüne geleni yaşamakla yükümlü çünkü,önüne gelen o herneyse,insanı değiştirebiliyor.Bazen de zamanın gerisinden gelen esintilere dikkat kesilip, gelecekte var olabilecek ihtimalleri düşünmek…Biz de öyle yaptık galiba hayal kurduk o zamanlar , ve şimdi  geriye dönüp bakıyoruz önce,ne düşünmüştük  diye.sonra da onu bugüne uyarlamaya çalışıyoruz belkide o yüzden hep gülümsüyoruz.Geçmişte bunu hayal etmiştik,hep gülümsemeyi…ne olursa olsun ve ben sahip olduklarımı o yüzden bugüne kadar taşıyabilmişim…Onlar bana hayallerindekini öğretmişler,ben de onlara..Bugün herşey okadar zor ki, o güzellikler olmasa  'mücadele etmek' sözcüğünün anlamını hiç öğrenemeyebilirdim,çocuk aklımızla birimize  ufacık bir şey olduğunda öyle bir kenetlenirdik ki,birkaç küçük insandan kocaman bir insan oluşurdu sanki.Bugün de öyle,ve umuyorum ,bu hep böyle olmaya devam edecek,zamanı gelince yara sarmak,zamanı gelince öğretmen olmak,ya da öğrenci…bugün etrafıma bakıyorum da,göremediğim birşeyler var sanki,çok büyük eksiklikler var insanların üzerlerinde,yanlarında,kalplerinde..olması gereken,ama olmayan.Ya kendi derdimize  çok düşmüşüz,ya da başkalarınınkine..ortası hiç olmamış.Aslında belkide en büyük mesele insanın kendiyle başa çıkabilmesi…Bu bile mucize artık,bırakın etrafı..o sonraki konu.
Bazen İnsan bunu öğrenirken bile,birilerinden yardım almak ister , 'benim aklım var  ama,sen de fikrini ver  dost!'  diyebilecek birilerini arar önce, şanslıysa bulur,yok değilse  önce kendinde kaybolur,sonra da yavaş yavaş başkalarında…Kimse tekbaşına ayakta kalamaz demiyorum ,öyle de olur elbet..ama sadık bir dost ile daha da güzel olur…Eğer böyle insanlar varsa hayatınızda, ısrarla *değerini bilin* diyorum,kaybetmemek için emek verin,onlara değerli olduklarını hissettirin.Hisettirin ki,siz de dünyanın en şanslıları arasında olduğunuzun farkına varabilesiniz.Mesela BEN ÇOK ŞANSLIYIM YA SİZ? (:

10 Aralık 2011 Cumartesi

Hiç Farketmedim (:


  Kapıdan içeri girerken bazısı destuuuur manasında öksürür ya,ben de öyle öksürüp başlamak istiyorum(öhhhhhööööööööö)!!!!.Hazır kahvaltımı yaptım çalışmaya başlamadan önce bişeyler karalayım dedim.
   Saat tam olarak 12.18 bu saate kahvaltı kalır mı diyenler olacaktır, neden bu kadar erken kalktın diyenler olacaktır,boşveeeeer vur dibine  git yatağına yat ne yazıyosun kardeşim okumak zorunda bırakılıyoruz diyenler olacaktır…liste uzar gider.Gece bir rüya gördüm onu paylaşmak için yazıyorum.Ben hayatımda bu kadar saçma bir rüya görmedim.Hangisi zaten mantıklı ki diyeceksiniz ama bu gerçekten saçmalık abidesi.Saati bile hatırlıyorum gece 03.58 miş =D ve deprem oluyor.Yani bildiğiniz ben rüyamda bunu hissettim bayağı bayağı sallanıyoruz ,sonra kalkıp sokağa iniyoruz işte saçmalık o sırada başlıyor,biri yanıma yaklaşıp diyor ki,''bu saçla sokağa inilir mi?'' :D buyur burdan yakkk! rüyamda diyorum ki *böyle bişey olmaz bu bi rüya,nereye indik güzellik  yarışmasına mı ,can kurtarmaya mı?* velhasıl   duyan da normalde çok süslüyüm sanır,hani bilinç altına giren ve çıkamayan birtakım kompleks düşünceler  ya da düşünce bozmaları falan fişmekan…amaaaa tam aksi.Saçlarımı hiç başka şekle sokmak gibi bir gaflette bulunmam mesela hep aynıdır( kırk yılda bir....),ayrıca hiç makyaj yapmam vs.ben ki zaten sabahın 7.30 unda kalkıp okula yetişme çabasında olan bir ÖĞ-REN-Cİ-YİM,valla uğraşamıyorum,uğraşan güzel arkadaşlarımı da tebrik ediyorum buradan.Beni beğenen böyle beğensin modundayım sanırım,ama bir gün şeytanın bacaklarının (artık kaç tane varsa) hepsini kırıp bu moddan çıkacam işte burada buna söz veriyorum.Burcu artık bana  ''bigün de saçlarını başka şekle soksana'' demeden ben bunu yapıcam,en azından okul  bitmeden  bu kızın bunu görmeye hakkı var ,aaaa!!!! E ben bu rüyayı görmeseydim,bunun farkına varamayacaktım belki .Aslında ben tamamiyle bunu anlatacakmışım gibi duruyor ve evet….vermek istediğim mesaj bu -Farkındalık! bu sadece basit bi örnekti elbette.uzundur  yazmayı  planlıyordum ama bu güzel oldu üzerine  cukk oturdu.Neymiş efendim? her şeyden ufacık da olsa bir mana çıkarırsak  bu güppppgüzel bişeymiş .Pek Sayın ve şirin  okuyucularım;serbestilerimin devamı,2.tur vizelerden sonra gelecek sanırım,tabi hala hayattaysam  (: görüşürüzzz

4 Aralık 2011 Pazar

   İnsanları, eskimiş ev terlikleri gibi görmek…ya da kirli kupa,dibinde birikmiş birkaç tabaka  kahve kalıntısı ya da şu anda  evimin balkonu gibi,karşı apartmanın kurumlarıyla simsiyah olmuş.Halbuki ne güzeldi yazın,pek temizlemezdim ama yine de bu kadar kirli değildi.O benim,ben ne istersem yaparım başkası değil (normal şartlar altında) aynı işte,birçoğu gibi…Gelip de hayatın tam  ortasına olmadık zamanda  yırtık bi izin kağıdı bile almadan devedikeni  diken yaratıklar (kıriçırssssssss)..


     Asla  birşeyler ters gitsin istenmez ama her zaman içine tükürecek birileri bulunur muhakkak.İşte bundandır insanın yüzündeki kırışıklıklar,bundandır ellerdeki titremeler ve bundandır  unutkanlıklar.ESKİRİZ  çünkü….eskitirler ve hep oralarda biryerlerde,karabasan gibi insanın tepesine çökmek için beklerler...bir parça gül,ertesi gün acısı misliyle çıkar."kötüyü çekmek" tabirini çok duyarım (Hani çok gülme başına kötü  şeyler gelir modeli) Yahu  bi demeyin bi susun da ağız tadıyla gülelim nefes halihazırda kesilmemişken...İnanıyorum işte o yüzden bu tabire,birileri sürekli konuşmazsa hayat daha güzel,ki aksi halde paranoyaklaşmak kaçınılmaz.Siz en iyisi kendi bildiğinizi yapın.Ben de umarsızca ve becerebilirsem gülümsemeye devam edeyim ,sonra pişman olurum falan mazAllah :))

2 Aralık 2011 Cuma

Başlık aramaya üşenmek

  Bugün yazımı cam kenarından yazıyorum.Üzerimde aptal bi mutluluk var çünkü,e doğal olarak da ışık almak istedim,bitki misali….Ne alaka demeyin insan karamsarken gün ışığı görmek istemiyor.

  Dışarıda hava mükemmel.Bolu'da kışın görebileceğiniz en güzel günlerden biri.Ben de kendimde görebileceğim en güzel günlerden birindeyim.Sabah  yan komşunun 3 yaşındaki kızının sesiyle uyandım.yarım yamalak sürekli ''baybay baba baybay baba'' diyodu ve bu benim hayatım boyunca duyduğum en güzel kelimelerdi.Abartmıyorum,gerçekten (:  Öyle hoş bir ses tonu var ki,insanın onunla sevgi yumağı olası geliyo,annesiyle babasından hiç haz etmesem de...Bi gün kapılarını tıklatıp "hanım abla senin sesin kaç desibel allasen"diye sormak istiyorum,hatta bunun için deliriyorum,sonra da onunla kavga etmek istiyorum,saçını başını yolayım mümkünse ( bet sesi yüzünden ders çalışılmıyo da…)İkisi de şiddetli geçimsiz ve ben o küçük kızın gelecekte onlar gibi terör estirmesini istemiyorum,asla,katha,zinhaaar istemiyorum kardeşim !  Ben istemiyorum ama olacak olan olur hernasılsa,insan ailesinde ne görürse ona benzer yaşar.Bişey duymuştum erkek çocukları  % 70 babalarını örnek alırlar ve her ne kadar istemeseler de kendi çocuklarına onlar gibi davranırlar diye…Ne kadar doğru bilmem yorum sizin;oran o kadar yüksek olmasa da bence doğruluk payı var.İnsan kendine önce anne-babasını örnek alır doğal olarak,ben de öyeyim işte - annesine hayran biri- onu anlatmaya kalem de yetmez kağıt da (:

  Mutluluk dedim de pek devamı gelmedi,araya komşu kızı girince…Dikkatimi çekti de çoğumuz bazen mutlu olmayı çok indirgiriyoruz,tekilleştiriyoruz,bir şahısa bağlıyoruz,halbuki o kadar çok sebep var ki mutlu,neşeli olmak için.Bir çocuk,ona ilgi gösteren herkese gülümser mesela ,kendimize neden sadece büyükleri örnek alacağımıza çocukları da almayız?,yaptıkları harekeler saçma olduğu için mi? höyttt! Böyle düşünmek aslında saçma.Geçenlerde bizim sokakta top oynayan çocuklara denk geldim.Sokağın başında ben görününce özle abla gel topa sen vur dedi  içlerinden birisi.Hopppsttt ! bi dona kaldım önce,ya biri görürse,ne derrr?? koskoca eşşek kadar kız çocuklarla top oynuyo,olacak şey mi? Bide bunun dedikoduya taşınmış boyutu var,o da şöyle: kocaman üniversiteli kız mahallede küçücük çocuklarla maç yapiyiiiii-ben bazen içimden 'Salla yaaa n'olcak 'derim ve yapmak istediğimi yaparım,nitekim yine öyle dedim ve topa bitane vurdum (Benden futbolcu olmazmış,seyirci pozisyonunda kalmak en güzeliymiş :D ) .Ben topa vurduktan sonra top nereye gitti bilmiyorum ama çocukların kahkahalrını ve kendi  attığım kahkahayı asla unutmuyorum. ortada tek bişey vardı;o da hepimiz mutluyduk ve çocuktuk.22 yaşımı kaldırıma bırakmıştım 2+2 sini takınmıştım ve mutluydum (: önemli olan da bu değil midir zaten? kendinizi iyi hissetmek…bazen pamuk şekerle,bazen yarı patlamş bi topla,bazen anne yemeğiyle,bazen eşle dostla (tmm kestim listemi yahu =D sakin olun).bir kişiden,bir olaydan değil;herkesle ve herşeyle mutlu olmak...ha bi de benim ufacık bi sırrım var,dua ederken kendimi çok huzurlu hissederim,bazen de ağlarken…öyle surat buruşturmayın hemen ağlamak en etkili yol bazen,içte o biriken baca kurumuna benzettiğim sıkıntıları atmak için.Her damla yaşta biraz daha rahatladığını hisseder insan…

  Çok mu konuştum ne?,bu arada ne farkettim biliyor musunuz,çalışma masamın üzerinde her türlü şey var :D aman ne MUTLU (değil tabi).temizlik şart….yani siz hiç diş macunuyla gofret ve telefonu iç içe gördünüz mü? bunlar beni protesto için kimyasal faaliyete geçmeden,ben de elimden geleni yapayım.Kınamayın başınıza gelir artı ben vize haftasındayım ! ( bahane sayılır ama şimdi)